Günümüzde çocuklar çoğunlukla 2 ya da 3 yaşından itibaren kreşlere gitmeye başlıyorlar. Kreşte paylaşmayı, arkadaş edinmeyi, arkadaşlarıyla kurallı oyunlar oynamayı öğreniyorlar. Renkler, sayılar ve temel düzeyde harfler de bu süreçte çocukların öğrendiği şeyler arasında oluyor. Artık çoğu kreş ve anaokulunda yabancı dil olarak İngilizceyi de öğreniyorlar. Düşünecek olursak 1.sınıfta yapılan çoğu şeyle kreş ve anaokulunda öğrendikleri şeyler aynı gibi görünüyor. Peki, çocuklar ve anne-babalar için okula başlarken farklı olan şeyler neler?
Çocuğun 1.sınıfta tek başına yapması gereken işler artıyor; yemek yemek, ders saatini kaçırmamak, yardımsız tuvalete gitmek, yaşadığı bir sorun karşısında –öğretmeni tarafından fark edilmediği durumlarda dahi- kendini ifade etmesi gerekiyor.
Serbest boyama, istediği oyuncağı ile istediği kadar oynamak yerine artık kalemini daha aktif kullandığı zamanları oluyor. Harflerle tanışıyor ve onları birleştirmeyi öğreniyor. İstediğinde değil sıra ona geldiğinde konuşmayı da öğreniyor. Kısaca artık onun istek ve kontrolü dışında yönetilen sürecin bir parçası oluyor, arkadaşları gibi…
Bu yeni öğrenmelerin hepsi kendi içinde zorlukları içeriyor. Çocuğun olgunluk durumu da bu öğrenme sürecine eşlik ediyor. Çocuk gereken okul olgunluğuna sahip ise hayat onun için daha kolay oluyor. Yeterli olgunluğa sahip olmayan çocuklarda ise, hem çocuğun hem de ailesinin başetmesini gerektiren bir dizi sorun ortaya çıkabiliyor.

OKUL OLGUNLUĞU NEDİR?
Okul olgunluğu yönerge takibi, dikkat ve dikkati sürdürebilme, kendinden istenen görevi yerine getirebilme, kalem kullanımına uygun ince motor becerilerin gelişimi ve temel düzeyde kelime ve sayı bilgisini gerektirir. Başka bir ifadeyle okul olgunluğu çocuğun fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak gerekli gelişim evrelerini tamamlamış ve okula gitmeye hazır hale gelmiş olması olarak açıklanabilir. Bir çocuğun okula başlama sürecinde gözetilmesi gereken hususların bazıları şunlardır:

-Çocuğun fonolojik duyarlılığı yani isimlendirme, kelime tanıma, cümle anlama, konuşma algılanması ve üretilmesi becerilerinin gelişmiş olması okula hazırlıkta etkilidir.

-Çocuğun küçük detayları fark edebilmesi ile ilgili beceriler okuma-yazma için temel oluşturmaktadır.

-El ve gözün birlikte hareket etmesi okuma-yazma becerilerinde etkilidir. Yazma becerisi de el-göz koordinasyonuna bağlı olarak gelişmektedir.

-Duygusal uyumu tam sağlanmamış, kendine güvensiz ve ürkek bir çocuk diğer becerileri kazanmış olsa bile genellikle okuma-yazmaya pek hazır sayılmaz. Neşeli ve olumlu okul öncesi etkinlikleri ile okula hazırlanan çocuk sosyal ve duygusal yönden okula hazır olur.
-Çocuğun okula hazır olmasında; gelişimine uygun boy uzunluğu ve kiloya sahip olması da etkilidir.
-Çocuğun sağlığının yerinde olması arkadaşlarını ve öğretmenini daha iyi anlayıp, okula daha rahat uyum sağlaması da önemli bir yere sahiptir. Sağlık problemi ile karşı karşıya olan çocuk bir yandan iyileşmeye çalışırken bir yandan okula alışmada zorluk yaşayacaktır bu da okula uyumunu etkileyecektir.
-Anne babanın çocuğa karşı sergilemiş oldukları tutumlar çocukların okula hazır oluşlarını ve okula uyum sağlama süreçlerini etkilemektedir. Sınırlayıcı zorlayıcı bir tutum gösteren anne babalar güven duygusundan yoksun, endişeli kendine güvenmeyen çocuk yetiştirmiş olurlar. Bu çocuklar yeterli olgunluğa erişemedikleri için okulda kendini ifade etmekte zorlanacaktırlar.

-Hoşgörü ve güven ortamında yetişen çocuklar anne-babaları tarafından güven duygusu içinde çevreyle rahat iletişim kurabilen çocuklardır. Bu çocuklar okula başladıkları zaman hem arkadaşları hem de öğretmeni ile kolay iletişim kurarak olumlu duygular içinde okula uyum sağlayacaklardır.

-Yeterlik duygusu olan, yüksek benlik saygısına sahip bir çocuk, kendi kendine yetmeyi ilk 6 yılda öğrenmiş, yeterince sorumluluk üstlenmeyi ve kendi başına karar verebilmeyi yaşamışsa, okul ortamına kolaylıkla uyum sağlayacaktır. Çünkü okulun kurallarına uyabilecek, kendi özgürlüğünün başladığı ve bittiği noktaları kestirebilecektir.

ÇOCUĞUNUZ OKULA BAŞLAMAYA HAZIR MI?
Mevcut eğitim sistemi çocuğun okula başlangıcı için takvim yaşını baz almaktadır. Ebeveyn olarak anne babalar çocuğunun okula başlamasıyla ilgili fikre sahip olsalar da, süreç içerisinde çocuğun okula başlamak için hazır bulunmuşluk düzeyi göz ardı edilebilmektedir. Hâlbuki çocuğunuzun okula başlama açısından hazır bulunmuşluğunu değerlendirmeye yönelik değerlendirme araçları (okul olguluğu testi gibi) mevcuttur.
Ancak bu değerlendirme araçlarının uygulaması sonucunda edinilen puanlamanın tek başına kullanılması veya sadece sayısal verilerin dikkate alınmaması ya da gazete eklerinde yer alan anketler gibi uygulanmaması önemlidir. Çünkü bu değerlendirme araçlarının kullanımı ile elde edilen bilgiler, yapılan psikolojik değerlendirme görüşmesinde ve uygulama sürecinde edinilen bilgi/gözlem ve izlenimler sonucunda elde edilen verilerle bir bütün haline getirildiği ölçüde çocuk hakkında doğru ve sağlıklı bilgi verecektir.

© 2017 - by Play Medya

Randevu Telefonumuz        0 362 438 63 25