Yaşam yolculuğunda hepimiz aynı basamaklardan geçiyoruz. Ancak yetişkin olduğumuzda çoğu zaman çocukluk ve ergenlik dönemlerinin sorunsuz olabileceği varsayımı ile hareket ediyoruz. Çoğumuz “Anandan yediğin sopayla duruyorsun…”, “Bizim zamanımızda….” gibi cümleleri bir şekilde duymuşuzdur ya da söylemişizdir. Yaşam yolculuğunda hepimiz aynı basamaklardan geçiyoruz. Ancak yetişkin olduğumuzda çoğu zaman çocukluk ve ergenlik dönemlerinin sorunsuz olabileceği varsayımı ile hareket ediyoruz. Peki gerçekten de böyle midir? Ya da bebeklik, çocukluk, ergenlik dönemleri pirüpak, kolay mı geçmektedir? Bu yazıyı okuyanların her birinin cevaplar farklı olacaktır.

Gelişim; biyolojik, duygusal, sosyal, ahlak, bilişsel alanları olan çok boyutlu bir kavramdır. Her gelişim döneminin farklı özellikleri ve kendi içinde tamamlanması gereken görevleri mevcuttur. Her birimizin “ biricik ve tek olduğu” gerçeği ile baktığımızda her bebek/çocuk/ ergen bu gelişim dönemlerini aynı hızda, aynı şekilde ve kolayca tamamlamayabilir. Bazıları kolaylıkla belirgin sorunlar yaşamazken (Yetişkinlerce istendik olan çoğunlukla bu gruptur.) , bazıları döneme özgü “normal-beklendik” kabul edilebilecek süreçler yaşayabilir. Bazıları ise çeşitli faktörlere ve bu faktörlerin birbiriyle etkileşimi sonucunda belirgin düzeyde güçlüklerle yüzleşir.

Bebek, Çocuk ve Ergen Danışmanlığı’nın gelişim dönemleri paralelinde oluşması beklenen sağlıklı bilişsel, sosyal, duygusal ve davranış değişimlerin fark edilmesi/ geliştirilmesi/ desteklenmesi; ortaya çıkabilecek sorunlar açısından risk grubunda yer alan veya sorun yaşayan çocukların fark edilmesi; uygun müdahale ve başaçıkma becerilerinin öğretilmesi; ebeveynlerin kendilerinden kaynaklı sürece katkı sağlayan yönleri/tutumları hakkında farkındalık yaratılması/bilgilendirilmeleri … gibi konuları kapsayan bir çerçevesi vardır. Çocuk/ergen, aile ile işbirliği içerisinde çözüm odaklı bir yaklaşım sergilemek önem taşımaktadır.