Yaşam, her zaman güzel ve iyi şeyleri bizlere sunmuyor. Olaylar bazen belli süreçlerde geliştiği için olabileceklerin “ayak seslerini” duyabiliyor ve yapabildiğimiz/öngörebildiğimiz kadarıyla bunlara uyum sağlama ya da bunlarla baş etmeye ilişkin çeşitli yollara başvuruyoruz.

Ancak hayat her zaman o kadar da kontrol altında olmuyor ve beklendik olan şeyleri karşımıza çıkarmıyor. Bazen günlük rutini bozan, ani ve beklenmedik bir şekilde gelişen, dehşet, kaygı ve panik yaratan, kişinin anlamlandırma süreçlerini bozan, kişiler ve/veya gruplar için önemli kayıplara (maddi, yakın, anlam…) yol açan OLAYLAR/KRİZLER yaşıyoruz. Bu olaylar kişiler üzerinde travmatik etkiler yaratabiliyor.

Deprem, sel, kasırga gibi doğal afetler; grizu patlaması, yangın, tüp/doğalgaz patlaması, trafik/tren/uçak kazası gibi insan hatasına dayalı olaylar; savaş, soykırım, taciz, tecavüz, işkence, terör olayları gibi bilerek ve belli bir amaç doğrultusunda yapılan olaylar ne yazık ki her birimiz için deneyimleyebileceğimiz travmatik olaylara örnektirler.

“Peki sadece yukarıda örnek verilen olaylar mı travmatik olaylardır?” Elbette, değildir. Eğer kişi bir olay karşısında “gerçek bir tehditle karşılaştığını algılamış, fiziksel zarara maruz kalmış veya buna tanık olmuş, bu esnada da aşırı derecede korku, çaresizlik ve dehşet hissetmiş” ise bu tür olayların kişi için travmatik etkisi olduğundan bahsedebiliyoruz.

Travmatik olaylar karşısında kişilerde fiziksel, zihinsel, sosyal tepkiler ortaya çıkmaktadır. Bunların çoğunun normal olduğunu söylemek önemlidir. Bu tepkiler fiziksel insanların büyük bir kısmında kısa sürede geçerken -hatta bazıları için güçlendikleri bir deneyimken- bazıları için Travma Sonrası Stres Bozukluğu ( TSSB) veya depresyon gibi ruhsal sorunlara dönüşür. Travma ya da kriz karşısında herkes aynı tepkileri, aynı sürede, aynı devamlılık/şiddet/sıklıkta yaşamaz.

Travmatik olaylar her zaman duygusal/ruhsal sorunların nedeni olmayıp, bazen tetikleyici de olabilir. Travma kişilerin zayıf noktasını bulup, yeni problemlere yol açabilir ya da var olan problemleri şiddetlendirebilir.

Travmatik etki yaratan bir olay bazen pek çok kişiyi etkileyebilen büyük ölçekli ya da genel geçer bir olay olurken; bazen sadece “kişi” için etki yaratan olumsuz bir deneyim olabilir. Her iki seçenekte de travmatik olay, kişinin yaşamında çeşitli alanlarda sorunlara neden olabilir.

EMDR (Eye Movement Desensitization and Reprocessing/ Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) travma alanında etkililiği kanıtlanmış, bilimsel ve teorik bir çerçevesi olan bir terapi tekniğidir. Kısaca kişi üzerinde travmatik etkisi olan bazı olumsuz anıların belleğimizde yeterince işlemlenmediği , bundan dolayı da kişide bazı psikolojik belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabileceği varsayımına dayanmaktadır. Teknik beynin sağ ve sol yarımkürelerine verilen ardışık uyarı ile belli bir protokol çerçevesinde çalışma esasına dayanır. Detaylı bilgi için http://www.emdr-tr.org linkinden yararlanabilirsiniz.